Tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin, çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür.[1] Standart siyah-beyaz karakterler kullanılarak oluşturulan sözcük dizileri, tasarım olarak kabul edilmemelerine rağmen şekilsel unsur veya farklı karakter içerdikleri durumlarda logo/grafik sembol veya desen olarak korunabilmektedir.
Türk Hukukunda tasarımlar, 1995 yılında yürürlüğe giren 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile korunurken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun, 10 Ocak 2017 tarih ve 29944 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle birlikte; marka, patent, tasarım ve coğrafi işaretlerin tescil ve korunmasına ilişkin hükümler tek kanun altında toplanmış ve kanun hükmünde kararnamelerin hepsi yürürlükten kaldırılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca, koruma altında olan tasarımlar tescilli ve tescilsiz olarak korunabilmekte olup tescil edilen tasarımlar 5’er yıllık süreler ile toplam 25 (yirmibeş) yıl korunabilirken; Türkiye’de kamuya ilk kez sunulmuş tescilsiz bir tasarım 3 (üç) yıl boyunca korunabilmektedir.
Uygulamada ise başvuru süreci ve masraflardan kaçınmak amacıyla, tasarım ömürleri diğer sektörlere nazaran daha kısa olan ve sürekli yenilenen ve değişen dinamiklere bağlı olan moda ve endüstri gibi sektörlerde tasarımların tescil ile korunması yönteminin çok tercih edilmediği görülmektedir. Bu kapsamda bu yazımız ile bir tasarımın, tasarım olarak kabul edilebilmesi ve koruma altına alınabilmesi için sahip olması gereken kriterler ile özellikle moda alanında sıklıkla karşımıza çıkan tescilsiz tasarım korumalarından bahsedilmektedir.
1) Bir Tasarımın Sahip Olması Gereken Kriterler
Bir tasarımın gerek tescilli gerekse de tescilsiz olarak korunabilmesi için “yenilik” ve “ayırt edici nitelik” kriterlerine haiz olması gerekmektedir.
a) Yenilik
Bir tasarımın, “yenilik” kriterini sağlayabilmesi için, başvuru veya rüçhan tarihinden önce, dünya üzerinde hiçbir yerde kamuya sunulmamış olması gerekmektedir. Kamuya sunma; sergileme, satış gibi yollarla piyasaya sürme, kullanma, tarif, yayım tanıtım veya benzer amaçlı faaliyetler olarak kabul edilmektedir.
[1] Sınai Mülkiyet Kanunu, md. 55/1
Yenilik kriteri irdelenirken; tescilli tasarımlarda başvuru ve rüçhan tarihi, tescilsiz tasarımlarda ise kamuya sunma tarihi dikkate alınmaktadır. Öte yandan, iki tasarım arasında her ne kadar farklılıklar olsa da bu nüanslar yalnızca küçük ayrıntılardan ibaretse tasarımlar aynı kabul edilmektedir.
Küçük ayrıntılar ise, her somut olaya göre ayrı olarak değerlendirilmektedir. Örneğin renk veya malzeme gibi, tek başına ürünü farklı kılmayan nüansları küçük ayrıntılar kapsamında değerlendirmek mümkündür. Zira Kanunda da değinildiği üzere, küçük ayrıntıların sınırları; tasarımın görünüm açısından asli unsurunu oluşturmayan ve tasarımın kimliğini etkilemeyen farklar olarak çizilmiştir.
“Yenilik” kriterinin değerlendirilmesi ise, yapılan değişiklik ile Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescil başvurusu esnasında resen gerçekleştirilmekte olup bir tasarımın “yenilik” kriterine haiz olup olmadığı hususu ise Tasarım Dairesi Başkanlığı tarafından incelenmektedir. Bu kritere sahip olduğu tespit edilen tasarımlar, Resmi Tasarım Bülteni’nde yayımlanmakta; “yenilik” unsurunu taşımayan tasarımlar ise reddedilmektedir. Bu kapsamda Kurum’un red kararına karşı itiraz yolu da bulunmaktadır.
Tasarımlarda yenilik kriterinin incelenmesine ilişkin olarak, moda sektöründe bilinen bir marka olan “Koton” markası ile “Akspa Tekstil” arasında geçen bir ihtilaf kapsamında Mahkeme tarafından yapılan değerlendirme aşağıda sunulmaktadır;

2017 yılında, toplam 486 mağazası bulunan “Koton” markası ile “Akspa Tekstil” arasında yukarıda görseli yer alan ‘dantel deseni’ dava konusu olmuş ve dantelli ürünler konusunda bilinen bir üretici olduğunu iddia eden ve Türk Patent ve Marka Kurumu’nda tasarım tescili bulunan Akspa Tekstil
(sağda), Koton’un ithal etmiş olduğu dantel desenli ürünlerin (solda), tasarım hakkına tecavüz ettiği gerekçesi ile dava ederek iki tasarımın benzerliğinin tespitini talep etmiştir. Koton ise savunma yazısında, dava konusu ürünlerin Çin’den ithal edildiğini, Davacı’nın ürünün ithal edildiği tarihten 4 ay sonra Akspa Tekstil tarafından haksız bir şekilde tescil ettirildiğini savunmuştur.
Bilirkişi heyeti, inceleme sonucunda; “tasarımının ayırt edicilik özelliklerinin birebire yakın derecede benzer olduğu, davalıya ait tasarımın küçük ayrıntılarda kalan farklılıklarının, gipür desenini yenilik bağlamında farklılık düzeyine ulaştırmadığı, ortalama bilgili tüketici algısında gipür desen tasarımlarının aynıya yakın derecede benzer olduğu ve aynı tasarımcının çizgisinden çıkmış olduğu kanaatinin oluşacağı” ifadesi ile Akspa Tekstil’in ürünü ile Koton markasının ürününün benzer olduğuna karar verse de; Mahkeme, dava konusu tasarımın, tescil tarihinden önce piyasaya sunulmuş olması nedeniyle, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 56. Maddesinin aradığı yenilik kriterini ve ilerleyen başlıklarda değinecek olduğumuz ayırt edicilik vasfının bulunmadığı belirtilerek, tasarımın hükümsüzlüğüne karar vermiştir.
b) Ayırt Edicilik
Tasarımın genel izlenimi, “bilgilenmiş bir kullanıcı” üzerinde, kamuya başvuru veya rüçhan tarihinden önce sunulmuş olan herhangi bir tasarımın oluşturduğu genel izlenimden farklı ise tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu söylenebilecektir.
“Bilgilenmiş Kullanıcı” teriminden, özel bir bilgiye sahip olmadan markaları karşılaştırabilen ortalama bir tüketici ile, sektördeki teknik bilgisi yüksek, uzman kişi arasındaki kişinin anlaşılması isabetli olacaktır.
2) Bir Tasarımın Korunma Şekli
Bir tasarım, tescilli korunabileceği gibi tescilsiz olarak da korunabilir.
a) Tescilli Tasarım Koruması
Esas olan, bir tasarımın tescil ile korunmasıdır. Tescil ile tasarımcı, mutlak hakkını, müspet ve menfi yönleri ile koruma altına almış olup bu hakkını hukuki işlemlere konu edebilir. Tescillenmiş bir hakka dayanan Tasarımcı, tasarlanan veya tasarımın uygulandığı ürüne ilişkin olmak üzere, üretme, piyasaya sunma, satma, sözleşme yapmak için icapta bulunma, ithal etme ve bu amaçlarla elde bulundurma, kullanma haklarını elde ederken; üçüncü kişilerin bu eylem ve işlemleri yapmasını engelleme hakkına da sahip olmakla birlikte SMK m.81’de sayılan tasarım hakkına tecavüz hallerinde yasal yollara başvurma hakkına sahip olmaktadır.
Nitekim 2020 yılında İstanbul Bağcılar’da Ali Tokgöz isimli bir eşarpçı ile yüzü aşkın ülkede tescili bulunan Fendi markasını karşı karşıya getiren davada;
Fendi, İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Mahkemesi’nden ‘Ferrano’ etiketi ile satılan ve Fendi’nin logosunu taşıyan ürünlerin, marka ve tasarım hakkına tecavüz ettiğini belirterek ürünlerin toplatılmasını ve 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
[2] İstanbul BAM, 15. HD., E. 2018/1845, K. 2021/514
Mahkeme ise, Fendi’yi haklı bulmuş ve Davalı’nın marka ve tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet fiillerini gerçekleştirdiğinin tespitine, dava konusu markaları taşıyan ürünlerin üretilmesinin, kullanılmasının, satışa sunulmasının, ithalat ve ihracatının önlenmesine, ticari amaçla bulundukları yerlerden toplanarak el konulmasına ve imhasına neticeten ise Davalı’nın manevi tazminat ödemesine hükmetmiştir.

Bir başka ihtilaf ise; ünlü tasarımcı Züleyha Kuru tarafından, kendi adına tescil ettirdiği tasarımın (soldaki), Esstil Giyim ve İnanç Giyim Şirketi tarafından taklit edildiği ve yapılan uyarılara rağmen satışların devam ettirildiği gerekçesi ile marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti istemiyle İstanbul Fikri ve Sınai

Haklar Hukuk Mahkemesi’nde 101.000,00 TL değerinde tazminat davası açılmıştır.
b) Tescilsiz Tasarım Koruması
Tescil ile koruma altına alınmayan bir tasarımın, ilk kez Türkiye’de kamuya sunulması halinde tasarım, tescilsiz korunmadan yararlanmış olacaktır. Zira
Tescilsiz koruma, kamuya sunma eylemi sonrası üç yıllık süre için kazanılmakta olup tasarım hakkı sahibi dilerse kamuya sunulmasından itibaren bir yıl içinde, başvuru ile korumayı tescilli hâle de getirebilecektedir.
Netice itibariyle; tasarım hakkının tescil mekanizması ile geniş bir korumadan yararlandığı şüphesiz olmakla birlikte tescilli tasarımın sağladığı bu inhisari hak neticesinde hem bu hakka tecavüz ederek ürünü satana, hem de söz konusu ürünü elinde bulundurana karşı hak iddia edilebilecektir. Lakin tescilsiz koruma, tasarımcıya, sadece korunan tasarımın aynısının veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınmasını önleme hakkı sağlamaktadır. Dolayısıyla, tescilsiz tasarımın sahibi sadece aynı veya ayırt edilemeyecek seviyede benzer tasarımlara bir diğer deyişle yalnızca kopyalanmış tasarımlara karşı hak öne sürebilecek olup bu kapsamda özellikle moda sektörü gibi sürekli değişen dinamiklere sahip sektörlerde tescilsiz koruma şartlarının oluşması halinde tescil edilmeyen tasarımların da korunduğu pek çok örnek bulunmaktadır.

